|
FİLM YAPIM: Sinema ve Televizyon / Dizi Filmi Yapımlarımız ... Senaryo: Saim TURAN - Yönetmen: Osman OKKASÖZ - Yapımcı: Ömer GÜRCAN SİNOPSİS: Yüce Yaradıcı; Yeryüzündeki aklın kabul edemediği acı gerçeklere nokta koymak adına Mutluluk Dağıtıcısı adındaki meleği görevlendirir. MD Çocukların iç dünyasına girerek onlar ile oyun tadında, rüya aleminde maceralarla bazı olumsuz olaylara çözüm getirecek, ve bu olaylar Melekler arasında cennetteki çocuklara hikaye olarak anlatılacaktır. Milyonlarca cocuğun, uykuya dalmadan önce ettiği dualarda, "Sen ayrı dilden ben ayrı dilden, ama sevgi hep aynı yerden. Sonuçta yazdığımız mektup hep aynı yere gidiyor" diyen, Eren Türkiyeden, Tracy de ingiltereden iki çocuk bu görev için seçilmiştir. Masal Dede, Cennetteki çocuklara bu hikayeleri anlatacak, Beyaz Anne Cennetteki Gül bahçesinin bahçevanı olup, Meleklere gerektiğinde fikir yardımı yapacaktır. Diğer meleklerinde değişik görevleri bulunmaktadır. Eren ve Tracy'e gerçekleri müsbet şekilde anlatılarak, onların seçilmiş kahraman oldukları, kendilerine özgün bazı özellikleri ve yetenekleri olduğu, bunları nasıl ve ne amaçla kullanmaları gerektiği anatılmıştır. Beyoğlunda, yıkılan bir ailenin çocuğu olan ve tinerciler arasına yaşayan Deniz adındaki bir çocuğuğun geleceği yönlendirilerek, onu kötülükten uzaklaştırıp, geleceğine düzgün şekilde yön verildikten sonra; Dünya çapındaki, insanlık adına olan başarısı anlatılmıştır. Senaryo - Yönetmen - Yapımcı : Ömer GÜRCAN GİRİŞ: SHN-1/dış/gün: Üç Ağustos günü, iki haftalık tatil için İstanbul'dan gelen Pınar, ilk gününde çok merak ettiği, hatta Internet üzerinde; haritada yerini tespit ederek, resmini bile kaydettiği, Cunda adası, Patriça mevkii, Maden adası yakınlarındaki Cennet Koyu'na gelmişti. Elindeki fotoğraf makinesi ile, cennetteki o ânın her karesini kayıt ediyordu. SHN-2/dış/gün: Kayalıklarda birinin oturduğunu gördü. Temkinli bir şekilde yaklaşarak, kim olduğunu anlamaya çalışıyordu. Genç, uzun boylu, zayıf ve elinde kırmızı bir gül olan, bir adam; kayaklıkların üzerinde, güneşin kavurucu sıcağında, sessiz sedasız, hareket etmeden oturmaktaydı. Pınar; merakını, korkusuna tercih etmişti. Pınar: (Cesaretini toplayarak, titrek bir sesle...) Şey.. Merhaba... Adamdan herhangi bir tepki gelmemiş, hatta hiç kımıldamamıştı bile. Fotoğraf makinesi ile resmini çekmiş, biraz daha yaklaşmıştı. Pınar: Bakar mısınız? Bir şey sorabilir miyim? Adam; yine sessizliğini bozmamış, hareketsizliğini de, sahip olamayıp yanağından süzülen bir damla gözyaşı bozmuştu. Sessiz ve dostça adımlarla yaklaşarak adamın yanına oturdu. Onunda gözleri buğulanmış, boğazında biriken duygu pınarına; adım adım yol vermekteydi. Uzunca bir bekleyişin ardından, bulunduğu yer ve zamanın farkına varmış, sabrının sınırına gelmişti. Oturduğu yerden kalkarak; Pınar: Umarım her şey gönlünce olur. Eğer ki anlatmak istersen, seni her zaman dinerim. Al bu kartım... Şimdilik hoşça kal... Adam; "Güle güle" der gibi gözlerini yumarak; hem Pınara, hem de gözündeki son damlaya veda etmişti. Pınar da, aklından taşan binlerce soru işaretine basmamak adına, koşarcasına oradan uzaklaştı. Arabasına bindi ve kızıl gurupta, toz bulutları arasında, güneşin batışı gibi ufuktan kayboldu. SHN-3/iç/gün: Pınar, adadaki eve geri dönmüştü. Yüzünde anlamsız bir ifade ile aynada kendisine bakıyor, yaşadıklarını anlamaya çalışıyordu, aynı zamanda da soru işaretlerinden arınmaya çalışıyordu. Kimdi o adam? Neden saatlerce, güneşin altında bir başına orada oturuyordu? Neden hayata boş vermişçesine herkesten uzakta, yapayalnızdı? Ve Neden ağlıyordu? Bunların ve sırada bekleyen diğer soruların cevaplarını bulmalıydı, ama nasıl? Birden, aklına fotoğraf makinesi gelmişti. Çünkü adamın resmini çekmişti. Yüzünü hatırlamak ve gözünden kaçan diğer detaylara cevap bulmak adına, resmine bakmak istemişti. Bilgisayarını açarak, makinesindeki bütün fotoğrafları kaydetti. Çektiği resimlerin hepsi çok güzel çıkmıştı ve her biri cennetin bir köşesiydi. Tedirgin bir şekilde bakınıyordu, adamın resmini bulamamıştı. Tekrar tekrar baktı resimlere, ama yine de yoktu. Sonra, bir tanesi dikkatini çekti. Adamın üzerinde oturduğu kayalığı sadece bir kez çekmişti. Resim vardı, ama adam orada yoktu. Ürperdi, korktu ve panikle bilgisayardan uzaklaştı. Pınar: Neler oluyor? Nedir bunlar? Kötü bir şaka mı? Yoksa bir rüya mı? Çıldıracağım şimdi.! Neyse... Gerçek dünyama dönmeliyim. Duş alıp kendime geleyim, sonrada vakit geç olmadan yemek yemeliyim... SHN-4/dış/gece: (Sahildeki restoranda) (Anlatım: Ay ışığı; sahnede yerini almış, deniz; yakamoz dansı için ışıltılı abiyesini giymişti. Kadehler; reverans halindeyken, çatal bıçaklar da alkış tutmaktaydı. Yalnız yenen akşam yemeğindeki hüzne katık; parçalanmış ümitler ve üzerine acı sos olan çaresizlikti. Aklı; Cennet koyunda yaşadıklarında kalmıştı. Kendini yormadan olayları sorguladı, ama içinden hiç kimse suçunu itiraf etmedi. Anladı ki; tek suçlu, onu dürten merakıydı. Çatılmış kaşlarının altındaki yorgun gözleri; ay ışığındaki o muhteşem dansa dalmıştı.) SHN-5/dış/gece: Geceyi gündüz eden; karşısında gördüğü yaşlı adamın ak saçlarıydı sanki. Bir an şaşırdı, korktu ve ürperdi. Yaşlı adamın gülen gözleri ve nezaketinin doruğundaki ricası ile; Yaşlı adam: Merhaba efendim, oturabilir miyim? Pınar: Ta, Tabi.. Buyurun... (Garson yaşlı adamı görür, dilenci zannederek masaya yaklaşır. Pınar, başı ile "hayır" der gibi işaret eder, garson geri döner.) Yaşlı adam: (Elindeki kartı uzatarak...) Nasılsınız? umarım sizi üzecek herhangi bir şey yoktur. Pınar: (Kart'a bakarak; kendinden emin, ama ağlamaklı bir şekilde...) Hayır. Artık yok. Yaşlı adam: Peki... Hepimiz adına sevindim... Pınar: (Meraklı ve gülen gözlerle...) Kendisi nerede? Ağladı diye utanmasına gerek yoktu. Yaşlı adam: Hayır, utancından değil. Utanacak bir şey kalmadığı için, üzülüyordu sadece. Hem ağlamıyor, gönül bağını suluyordu... Pınar: Peki o zaman, ben Pınar. Tanıştığımıza memnun oldum. Yaşlı adam: (Tebessümle...) Bende… Adım, Faruk... Pınar: Ne olup bittiğini en başından anlatmaya başlarsan, inan çok mutlu olacağım... Faruk: Olup biten ortada; anlatılacak çok şey olmasa da, yaşanacak ve anlayacak şeyin çok. Bu yüzden, merakının seni aşmasına izin verme. Şu an, sabır senin için en değerli altın anahtar. Pınar: Ama bazı şeyleri bilmek benim hakkım! Faruk: Hakkın değil, zaten o senin kaderin. Hak ettiğin kaderi yaşayacaksın merak etme... Şu an için kısa ip uçları ile kendi doğrunu bulmana yardım edebilirim ancak... Bu yüzden üzerime fazla sorumluluk yükleme... Pınar: Peki, ben sorularımı topluca sorayım, sen de bana kısaca cevap ver. Anlaştık mı? Faruk: (Gözlerini kırparak, peki başla der gibi...) Pınar: Adı ne? Kim? Tek başına, güneşin altında, ne yapıyordu? Neden konuşmadı? Faruk: Adı; Ömer. Kim olduğuna gelince; iyi birisi, zamanla tanırsın belki. Tek başına değildi. Ne yaptığına gelince; elbette kendini dinliyordu. Neden konuşmadı? Konuşmakla anlatamayacağı o kadar çok şeyi vardı ki, buna ne zaman yeterdi, ne de senin sabrın. Şimdi sorularına cevap aldın. Başka soru sormadan, cevapları anlamaya çalış. Pınar: (Sakin bir tavırla...) Peki, yani soracak başka bir soru yok aslında. Benimki tamamen insancıl sorulardı... Hım unutmadan; ben onun resmini çekmiştim, ama çıkmamış, bu konuda bir bilgin var mı? Faruk: Bu soruya cevap değil, anca şu soru yakışır. Sen hiç gecenin karanlığında güneşin resmini çektin mi? Pınar: (Yutkundu ve söyleyecek bir şey bulamadı...) Sustum. Peki senin söyleyecek bir şeylerin var mı? Sen onun nesi oluyorsun? Faruk: Dedim ya, zamanla tanıma şansın olacak elbet. Artık soru yok. (Elindeki zarfı uzatarak) Ömer sana bir hikaye gönderdi. Bunu okursun, bilmen gereken ve öğrenmek istediğin her şey burada yazıyor. Ben şimdilik müsaade isteyeceğim. Daha sonra tekrar görüşürüz. Hoşça kal. (Faruk, gecenin karanlığında kayan yıldız edasıyla, sokağın sonunda kaybolmuştu.) SHN-6/dış/gece: Pınar masadan kalkarak, elindeki zarf ile arabasına gider ve alt yoldan evine doğru ilerler. Gün içindeki yaşananlar; ilk perdesini kapatmak üzere sessiz alkışlarla uğurlanmaktadır. SHN-7/iç/gece: Pınar, eve gelmiştir. Acele ile açtığı zarftan kalınca bir dosya çıkmıştı. Yatağına uzanarak okumaya başlar... MÜZİK YAPIM: Müzik Albümü Yapımlarımız ... |